|
|
||||||||||||||||||||||||||
|
|
||||||||||||||||||||||||||
|
Bunlar insanları zorla darbeci yapacaklar
Koy iyi şişirilmiş topu ortaya Vur tekmeni kuvvetlice Top feleğini şaşırsın Yuvarlansın havalansın Keleci hoplarken kaçırsın Elleriyle direk arkasına aşırsın. Senin ayak darbelerini sevsinler
Atarken tekmeni Ya fırlarsa ayakkabıların Dokunursa filan siyasetçinin kellesine Hapı yutarsın valla Darbeci diye alırlar seni içeriye
Darbeci olmak için meslek gerekmez Karşıt olmak yeter onlara Eleştirmek, kusurlarını Yolsuzluklarını döküvermek ortaya Sana Ğdarbeciğ demeye yeter... Sonra sonra Renk renk, biçim biçim birbirine uymayan ne kadar insan varsa Bir torbaya doldursunlar Senin işin girmektir Siyasetçilerin ağızlarına ya da kafalarına Yatsınlar kalksınlar Uyusunlar uyansınlar Sakız gibi ağızlarından seni hiç çıkarmasınlar ĞDarbeci darbeci ğ
Bütün gücünle Vur yumruğunu kuru soğanın kellesine Bas küfürü gıcığına gidenlerin yedi sülalesine Sen neymişsin be Namus, vicdan, ahlâk bir gaz gibi Gürültüyle çıkıyor onların bir yerlerinden Helal olsun sana... Sen ne biçim darbeciymişsin be!
Üzeyir Lokman ÇAYCI İzmir, 10.03.2011 HAYATI ISKALAMA
LÜKSÜN YOK SENİN !
Giden zaten gitmeyi
kafasına koymuştur ve yaptıkların onun dudağında hafif bir gülümseme
yaratmaktan başka hiçbir işe yaramayacaktır. Hani ağzınla kuş tutsan "Bu kuşun kanadı neden beyaz değil?" diye bir soruyla bile karsılaşabilirsin..
iki ucu keskin
bıçaktır bu işin. Bu mahkemede hafifletici sebepler yoktur.
İyi halin cezanda
indirim sağlamaz. Ve ne söylesen karşılığında mutlaka başka bir iddiayla karşılaşacaksındır. Üzülme, sen aşkı yaşanması gerektiği gibi yaşadın.
Özledin, içtin,
ağladın, güldün, şarkılar söyledin, düşündün, şiirler yazdın. Herkes kendinden sorumludur aşkta. Sen aşkını doya doya yaşarken o kendine engeller koyuyorsa bu onun sorunu.
Bir insan eksik
yaşıyorsa, ve bu eksikliği bildiği halde tamamlamak için
uğraşmıyorsa sen ne yapabilirsin ki onun için? "Acılara tutunarak" yaşamayı öğreneli çok oldu. Hem ne olmuş yani, yalnızlık o kadar da kötü bir şey değil. Sen mutluluğu hiçbir zaman bir tek kişiye bağlamadın ki.... Epeydir eline almadığın kitaplar seni bekliyor. Kitap okurken de mutlu oluyorsun unuttun mu? Kentin hiç görmediğin sokaklarında gezip yeni yaşamlara tanık olmak da keyif verecek sana.
Yine içeceksin
rakını balığın yanında. Yürek sesi ne bilmeyenler, ya da bilip de duymayanlar acıtsa da içini unutma; yasadığın sürece o yürek var olacak seninle birlikte. Sen yeter ki koru yüreğini ve yüreğinde taşıdığın sevda duygusunu.
Elbet bitecek güneşe
hasret günler. Ve o zaman kutuplarda yetişen cılız ve minik bitkiler
değil, güneşin çiçekleri dolduracak yüreğini...
MECNUN ÏSEM ÇÖLÜM HANÏ?
SAVAŞ DANSLARI
Devir değişti babalık Adamlar savaş dansları yaparak İşgallerle para kazanıyorlar Görmüyor musun yağmalamaları Bombalamaları ? Canın çıkıyor üç beş kuruş kazanacağım diye Senin alın terin şimdi ne işe yarar ? Uzaklardan gelen Tanklar geçiyor sokaklarından Seni sorguya çekiyorlar niçin doğdun diye! Bir şey diyemiyorsun... Yakında bu gidişle hukuk dersleri de kaldırılacak Okullardan. İnsan hakları deniliyordu ya sağda solda... Sen söylenilenlere inanma! Görüyorsun ya her şey yerinde değil şimdi? Devir değişti babalık Silah tüccarları İnşaat sektörleri İdare ediyorlar ülkeleri Bunu anlamayacak ne var Savaşla satacaklar ürettiklerini! Gel benim sözümü dinle! İlerde çocuk acısı çekmemek için evlenme Onların işleri hayalî düşmanlar üretmekle Tehditle falan yürüyor... Bu yolla küçük küçük ülkeleri kurtarma adı altında Birer birer ele geçiriyorlar. Siz birbirinizle döğüşürken Onlar Yeraltı zenginliklerinizi tüketecekler. Geçmiş acılarla yüreğinize otururken Ne desem ki size? Artık biraz anlayışlı olun! Adamların işlerini kolaylaştırmak için kendi halklarınızla Kavgaları artırın! Bir kaç gruba bölünün ki işleri kolaylaşsın onların! Unutmayın ki çıkarlar sevgiyi yok eder Sevgisiz bir toplumun ferdi olmak Eğitimsiz bırakılmak onların tek isteği Aydınlıkta kalmak veya karanlıkta yaşamak Sizin elinizde! Biliyorsunuz güneş vaktinde doğar vaktinde batar... Keserler sonra başını Vakitsiz öten horozların! Devir değişti babalık Adamlar savaş dansları yaparak İşgallerle para kazanıyorlar Görmüyor musun yağmalamaları Bombalamaları ? Üzeyir Lokman ÇAYCI Paris 17.03.2003
İNSAN BİR COĞRAFYADIR İnsanın değişmesini zorlaştıran etmenlerden birinin de, onun bir coğrafya olduğunun anlaşılmasından kaynaklandığını söyleyebiliriz. Onu meydana getiren yalnızca düşünce sistemi olmadığı için, onu yalnızca bilgiyle değiştirmeye çalışmak büyük bir yanlıştır. İnsan, coğrafyasıyla düşünür, değişir. Dönüşümünde bilginin yanı sıra coğrafyayı oluşturan diğer öğelerin de etkileri vardır. Bilgi yalnızca onun düşüncesi üzerinde yoğunlaşan bir etki yapar. Evrenden gelen uyaranlar, kapsama alanından geçerek coğrafyanın içlerine ulaşır. İnsan kapsama alanıyla bir insandır. Kapsama alanı onun coğrafyasıdır. Coğrafya evrenden aldıklarıyla dönüşür. Evren de coğrafyadan kazandıklarıyla! Coğrafya evreni kendine kendini evrene yansıtır. Coğrafya bir eylem merkezidir. Etki alanındaki diğer coğrafyalarla bir arada yaşaması sağlıklı iletişim olanağı ile gerçekleşebilir. Coğrafya aynı zamanda bir üretim yaratım oluşturma merkezidir. Hangi yönümüz zayıf? Sorusuyla coğrafyamızın gücü sorgulanabilir. Bağımsızlık, yaratıcılık mücadele etme ve direnme gibi yönlerimiz irdelenebilir.
Anılar Cehennem Sıcağında
Bir yaz fırtınası bu Ansızın esen Ağaç dallarına tünemiş Bir sürü yorgun kuş Ve dere kenarında şarkı söyleyen o kız
Ruhları sakinleştiren bir ninni gibi Yolunu kaybetmiş yolcuların Etrafında dönen incecik esintiler Ve hayata küsmüş bir adam
Çöküyor olduğu yere Su sızıyor gözkapaklarından aşağı Tedirgin edecek bir şey kalmadı ya Bu cehennem sıcağında Dalıyor o da uykuya
Kasıp kavuran ateşini Salma üstüme ey güneş Bekle, insaf et biraz Ört gözlerimi uyku Asılık çınar ağacının gölgeleriyle
Sonsuza dek sürüp gitsin bu kısacık süre Düşler sevgilime kavuşturunca beni Sarılacağım ona hasretle Mutlu ve huzurlu bir şekilde Sonra ne kötülük yaparsanız yapın Umurumda değil Onur Sezgin 11.08.2010
1.perde 2.kısım O kız
Nereye gitsem, o kız çıkıyor önüme Hep o içimdeki derin aynadan bakıyor yüzüme İçtiğim suda bile gölgesini görüyorum
Baharın süslediği ovalara çıkıp Leylak dallarından çelenkler yapmış Sabırla bekliyor beni, bir balıkçı gibi Sonra atıyor ağlarını üstüme Onur Sezgin 16.08.2010
1.perde 3.kısım Uçup Gidersem Eğer
Sis olur Uzanır bir örtü gibi üzerimize Sonra yavaş yavaş kaybolur Ya anılar?
Hançeri kendine doğru çevirmişsin Bu ne demek oluyor böyle?
Bir gün uçup gidersem eğer Sen yaya kalacaksın Akşam gölgeleriyle
Bense, çakıl taşları üzerinde Yürümek zorunda olsam bile Yine de seninle yürümek isterim
Sana bir avuç inci gönderiyorum Işıl ışıl tak onları, Portakal çiçekleriyle tak Onur Sezgin 18.08.2010
Gökteki bulutlar olduğu gibi donup kalsa O güzel kızlar karşımda durur bir süre daha
Güneş nereye kayboldu?
Ya bu çiseleyen yağmur?
Bahar eski bahar değil mi?
Bir ben mi kaldım değişmeyen? Onur Sezgin 28.08.2010
Partilerin derin karanlığında Halk öyle çok uyutuldu ki,
Artık hiç bilemiyor Düş nedir, gerçek nedir?
Gece yarısında bir ana Acı acı inliyor
Belli ki unutsa huzura kavuşacağı Bir şeyler hatırlamış Onur Sezgin 30.08.2010
Sonbaharda yükselen sisleri Geride bırakarak uçuyor göçmen kuşlar
Bulutlara karşı kanat çırpıp Rüzgara meydan okuyarak
Onlarla dost olabilmek için Hep tomurcuklar açtı bahçemde
Şimdi her yer çiçekle doldu Ama bendeki özlem hala tomurcuk
Bin okla vurdu beni zaman Çakılıp kaldım olduğum yere
Güya hiçbir yaydan çıkmamış bu oklar Gerçek söyledikleri gibiyse Delik deşik oluşum niye Onur Sezgin 10.09.2010 |
|
||||||||||||||||||||||||
|
|
||||||||||||||||||||||||||