Neue Seite 2
 

GERİ DÖN

Siir.gen.tr

 

 

 

 

 

 

 

 

 
   
 

Siir'lerinizi bizlerle paylasabilirsiniz!

Bunlar insanları zorla

darbeci yapacaklar

 

Koy iyi şişirilmiş topu ortaya

Vur tekmeni kuvvetlice

Top feleğini şaşırsın

Yuvarlansın… havalansın

Keleci hoplarken  kaçırsın…

Elleriyle direk arkasına aşırsın.

Senin ayak darbelerini sevsinler…

 

Atarken tekmeni

Ya fırlarsa ayakkabıların

Dokunursa filan siyasetçinin kellesine

Hapı yutarsın valla

Darbeci diye alırlar seni içeriye…

 

Darbeci olmak için meslek gerekmez

Karşıt olmak yeter onlara

Eleştirmek, kusurlarını

Yolsuzluklarını döküvermek ortaya

Sana Ğdarbeciğ demeye yeter...

Sonra… sonra

Renk renk, biçim biçim birbirine uymayan ne kadar insan varsa

Bir torbaya doldursunlar

Senin işin girmektir

Siyasetçilerin ağızlarına… ya da kafalarına

Yatsınlar kalksınlar

Uyusunlar uyansınlar

Sakız gibi ağızlarından seni hiç çıkarmasınlar

ĞDarbeci… darbeci…ğ

 

Bütün gücünle

Vur yumruğunu kuru soğanın kellesine

Bas  küfürü gıcığına gidenlerin yedi sülalesine

Sen neymişsin be

Namus, vicdan, ahlâk bir gaz gibi

Gürültüyle çıkıyor onların bir yerlerinden

Helal olsun sana...

Sen ne biçim darbeciymişsin be!

 

Üzeyir Lokman ÇAYCI

İzmir, 10.03.2011


HAYATI ISKALAMA LÜKSÜN YOK SENİN !

Bir aşk için yapabileceğin her şeyi yaptığına inanıyorsan ve buna rağmen hala yalnızsan, için rahat olsun.

Giden zaten gitmeyi kafasına koymuştur ve yaptıkların onun dudağında hafif bir gülümseme yaratmaktan başka hiçbir işe yaramayacaktır.

Sen kendini paralarken o her zaman bahaneler bulmaya hazırdır.

Hani ağzınla kuş tutsan "Bu kuşun kanadı neden beyaz değil?" diye bir soruyla bile karsılaşabilirsin..

iki ucu keskin bıçaktır bu işin.
Yaptıklarınla değil yapmadıklarınla yargılanırsın her zaman.

Bu mahkemede hafifletici sebepler yoktur.

İyi halin cezanda indirim sağlamaz.

Sen, "Ama senin için şunu yaptım" derken o, "şunu yapmadın" diye cevap verecektir.

Ve ne söylesen karşılığında mutlaka başka bir iddiayla karşılaşacaksındır.

Üzülme, sen aşkı yaşanması gerektiği gibi yaşadın.

Özledin, içtin, ağladın, güldün, şarkılar söyledin, düşündün, şiirler yazdın.
"Peki o ne yaptı" deme.

Herkes kendinden sorumludur aşkta. Sen aşkını doya doya yaşarken o kendine engeller koyuyorsa bu onun sorunu.

Bir insan eksik yaşıyorsa, ve bu eksikliği bildiği halde tamamlamak için uğraşmıyorsa sen ne yapabilirsin ki onun için?
Hayatı ıskalama lüksün yok senin. Onun varsa, bırak o lüksü sonuna kadar yaşasın.

Her zamanki gibi yaşayacaksın sen.

"Acılara tutunarak" yaşamayı öğreneli çok oldu.

Hem ne olmuş yani, yalnızlık o kadar da kötü bir şey değil.

Sen mutluluğu hiçbir zaman bir tek kişiye bağlamadın ki....

Epeydir eline almadığın kitaplar seni bekliyor.

Kitap okurken de mutlu oluyorsun unuttun mu?

Kentin hiç görmediğin sokaklarında gezip yeni yaşamlara tanık olmak da keyif verecek sana.

Yine içeceksin rakını balığın yanında.
Üstelik dilediğin kadar sarhoş olma özgürlüğü de çabası....

Sen yüreğinin sesini dinleyenlerdensin ve biliyorsun as olan yürektir.

Yürek sesi ne bilmeyenler, ya da bilip de duymayanlar acıtsa da içini unutma; yasadığın sürece o yürek var olacak seninle birlikte.

Sen yeter ki koru yüreğini ve yüreğinde taşıdığın sevda duygusunu.

Elbet bitecek güneşe hasret günler. Ve o zaman kutuplarda yetişen cılız ve minik bitkiler değil, güneşin çiçekleri dolduracak yüreğini...

NAZIM HİKMET


MECNUN ÏSEM ÇÖLÜM HANÏ?
KEREM ÏSEM KÜLÜM HANÏ?
RÜZGARIM YOK YELÏM HANÏ?
NÏSAN GÖZLÜM SORARIM BEN.

HAYALÏM YOK DÜ$ÜM HANÏ?
YAZIM ZAYÏ KI$IM HANÏ?
GÖZ AGLIYOR YA$IM HANÏ?
NÏSAN GÖZLÜM SORARIM BEN

BAGIM HANÏ,BAHÇEM HANÏ
BÏTMÏ$ SERVET AKÇEM HANÏ
GÜNDÜZÜM YOK GECEM HANÏ
NÏSAN GÖZLÜM SORARIM BEN

UYSAL VELÏM HAYAT HANÏ
HEP AH ÇEKER MURAT HANÏ
ÇEKÏP GÏTSEM SIRAT HANÏ
NÏSAN GÖZLÜM SORARIM BEN.
VELİ UYSAL           Veli Uysal      6. Februar 18:48

 

MECNUN ÏSEM ÇÖLÜM HANÏ?
KEREM ÏSEM KÜLÜM HANÏ?
RÜZGARIM YOK YELÏM HANÏ?
NÏSAN GÖZLÜM SORARIM BEN.

HAYALÏM YOK DÜ$ÜM HANÏ?
YAZIM ZAYÏ KI$IM HANÏ?
GÖZ AGLIYOR YA$IM HANÏ?
NÏSAN GÖZLÜM SORARIM BEN

BAGIM HANÏ,BAHÇEM HANÏ
BÏTMÏ$ SERVET AKÇEM HANÏ
GÜNDÜZÜM YOK GECEM HANÏ
NÏSAN GÖZLÜM SORARIM BEN

UYSAL VELÏM HAYAT HANÏ
HEP AH ÇEKER MURAT HANÏ
ÇEKÏP GÏTSEM SIRAT HANÏ
NÏSAN GÖZLÜM SORARIM BEN.
VELİ UYSAL


SAVAŞ DANSLARI
 

Devir değişti babalık
Adamlar savaş dansları yaparak
İşgallerle para kazanıyorlar…
Görmüyor musun yağmalamaları

Bombalamaları ?
Canın çıkıyor üç beş kuruş kazanacağım diye…
Senin alın terin şimdi ne işe yarar ?
Uzaklardan gelen
Tanklar geçiyor sokaklarından
Seni sorguya çekiyorlar niçin doğdun diye!
Bir şey diyemiyorsun...
Yakında bu gidişle hukuk dersleri de kaldırılacak
Okullardan.

İnsan hakları deniliyordu ya sağda solda...
Sen söylenilenlere inanma!
Görüyorsun ya her şey yerinde değil şimdi?

Devir değişti babalık
Silah tüccarları
İnşaat sektörleri
İdare ediyorlar ülkeleri
Bunu anlamayacak ne var
Savaşla satacaklar ürettiklerini!

Gel benim sözümü dinle!
İlerde çocuk acısı çekmemek için evlenme
Onların işleri hayalî düşmanlar üretmekle
Tehditle falan yürüyor...
Bu yolla küçük küçük ülkeleri “kurtarma” adı altında
Birer birer ele geçiriyorlar.
Siz birbirinizle döğüşürken
Onlar
Yeraltı zenginliklerinizi tüketecekler.

Geçmiş acılarla yüreğinize otururken
Ne desem ki size?
Artık biraz anlayışlı olun!
Adamların işlerini kolaylaştırmak için kendi halklarınızla
Kavgaları artırın!
Bir kaç gruba bölünün ki işleri kolaylaşsın onların!
Unutmayın ki çıkarlar sevgiyi yok eder
Sevgisiz bir toplumun ferdi olmak
Eğitimsiz bırakılmak onların tek isteği…
Aydınlıkta kalmak veya karanlıkta yaşamak
Sizin elinizde!
Biliyorsunuz güneş vaktinde doğar vaktinde batar...
Keserler sonra başını
Vakitsiz öten horozların!

Devir değişti babalık
Adamlar savaş dansları yaparak
İşgallerle para kazanıyorlar…
Görmüyor musun yağmalamaları
Bombalamaları ?

Üzeyir Lokman ÇAYCI
Paris – 17.03.2003


 

1. perde 2. kısım "Hafif kanatlı birşiir"

 

Sanaşiir yazdım

 

Sadece bir kaç kelime

 

Sonra süzülüverdim onlardan birinin içine

 

Kimseler görmeden,

 

gizlice...

 

Okurken dudaklarına konan

 

Bir öpücük olayım diye

 

Onur Sezgin 20.05.2011

 
 

1. perde 2. kısım "Felaket"

 

Aşkımın kalbini kırmak,

 

Felaketim oldu

 

Nefes alışımdıçünkü o benim!

 

Şimdi sudan çıkmışbalığa döndüm

 

Geçmişe dönmek ya da

 

Kaderi yeniden yazmak elimde olsa

 

Daha başka bir felaket seçerdim

 

Onur Sezgin 18.05.2011

 
 

Çektiğim acıya kıs kıs gülenler bile

 

Kıskanıyor gördükçe

 

Kaderin beni dize getiremediğine

 

Sayısız kuşlarşakıyor çünkü

 

Kalbimin derinliklerinde

 

Sessizliği sevmeyen kuşlar

 

Onur Sezgin 12.05.2011

 

 

Niçin satıyorsun o buketi çiçekçi?

 

Gülden daha değerli

 

Ne satın alabilirsin ki parayla?

 

At ve silah uğruna değil mi?

 

Sırt çevirdik hayata

 

Dinle bak, ne söylüyor şu bülbül

 

Aşkıyla konuşur gibi gecenin karanlığında

 

Ne ki, yola çıkma zamanı

 

Uzun yolculuğumuz başlıyor artık

 

İçimde korku yok

 

Ölümden söz etmesin kimse bana

 

Kaybolup ta yurdumu özlersem bir gün

 

Rüzgarlar alıp götürecek beni yuvama

 

Ne de olsa gökyüzü

 

Bayılıyorşarkılarıma

 

Onur Sezgin 25.05.2011

 
 

1.perde 1.kısım "Şaşkın"

 

Bulutların altında

 

Dolaşıyorum yine

 

Hem de kendi kendime

 

Verdiğim sözleri hatırlamaya çalışıyorum

 

Bir türlü aklıma gelmiyor

 

Onur Sezgin 26.05.2011

 
 

Kartal yuvasısessiz dururken bile

 

Yürekleri büzülür küçük kuşların

 

Çok gördüm kaderin

 

Azgın bir boğa gibi

 

Güçsüzü nasıl da ezip geçtiğini

 

Biliyorum, bugün neler olup bitiyor

 

Biliyordum, geçmişte ne olup bittiğini

 

Yarın neler olacağına gelince;

 

Zifiri karanlıklar içindeyim

 

Onur Sezgin 19.02.2011

 

 

1.Perde 2. kısım "Adalet"

 

Yok, edildiler onlar; düşünceleriyle

 

Kemikleri öç diye haykırıyor şimdi

 

Bu haklı intikamın yükü kimin?

 

Kim karşıkoyabilir

 

Kara gülümseyişleriyle bakan caniye?

 

Adaletin oğulları!

 

Hadi binin atlara!

 

Arınsın artık tüm insanlık

 

Kin ve nefret yangınlarından

 

Hukukun ışığında düşün yollara!

 

Tek soru işareti bile kalmasın ortalıklarda

 

Onur Sezgin 22.02.2011

 
 

1.perde 2.kısım "Diriliş"

 

Dört bir yana yayılırkenışıkları

 

Tatlı bir rüzgar çıkacak

 

Altın saçlarıdökülecek güneşin

 

Ve o zaman;

 

Dağlardan kopup gelen yankılarla

 

Yeniden var olacağız

 

Bir bebek gibi yeniden

 

Şafak söküyor işte,

 

Ölüler ülkesinin yolu açık!

 

Ama yaşıyoruz yine

 

Ve yöneliyoruz yükseklere!

 

Onur Sezgin 14.06.20011

 

 

Yoksulluk acısı şuracıkta duruyor

 

İşte o benim

 

Baykuşruhlu adam

 

Gecenin karanlığında

 

Büyü yolculuğu kolaylaştırıyor

 

Ne olup ne olacağımız belli

 

Bütün cinler, periler ağlıyor

 

Kurtlar, kuşlar ağlayacak

 

Baykuşruhlu adam

 

İşte o benim

 

Onur Sezgin 01.07.2011

 


 

İNSAN BİR COĞRAFYADIR

         İnsanın değişmesini zorlaştıran etmenlerden birinin de, onun bir coğrafya olduğunun anlaşılmasından kaynaklandığını söyleyebiliriz. Onu meydana getiren yalnızca düşünce sistemi olmadığı için, onu yalnızca bilgiyle değiştirmeye çalışmak büyük bir yanlıştır.

         İnsan, coğrafyasıyla düşünür, değişir. Dönüşümünde “bilgi”nin yanı sıra coğrafyayı oluşturan diğer öğelerin de etkileri vardır. Bilgi yalnızca onun düşüncesi üzerinde yoğunlaşan bir etki yapar.

          Evrenden gelen uyaranlar, kapsama alanından geçerek coğrafyanın içlerine ulaşır. İnsan kapsama alanıyla bir insandır. Kapsama alanı onun coğrafyasıdır. Coğrafya evrenden aldıklarıyla dönüşür. Evren de coğrafyadan kazandıklarıyla! Coğrafya evreni kendine kendini evrene yansıtır. Coğrafya bir eylem merkezidir. Etki alanındaki diğer coğrafyalarla bir arada yaşaması sağlıklı iletişim olanağı ile gerçekleşebilir.  

          Coğrafya aynı zamanda bir “üretim” “yaratım” oluşturma merkezidir. Hangi yönümüz zayıf? Sorusuyla coğrafyamızın gücü sorgulanabilir. Bağımsızlık, yaratıcılık mücadele etme ve direnme gibi yönlerimiz irdelenebilir.   

 

Anılar “Cehennem Sıcağında”

 

Bir yaz fırtınası bu

Ansızın esen

Ağaç dallarına tünemiş

Bir sürü yorgun kuş

Ve dere kenarında şarkı söyleyen o kız

 

Ruhları sakinleştiren bir ninni gibi

Yolunu kaybetmiş yolcuların

Etrafında dönen incecik esintiler

Ve hayata küsmüş bir adam

 

Çöküyor olduğu yere

Su sızıyor gözkapaklarından aşağı

Tedirgin edecek bir şey kalmadı ya

Bu cehennem sıcağında

Dalıyor o da uykuya

 

Kasıp kavuran ateşini

Salma üstüme ey güneş

Bekle, insaf et biraz

Ört gözlerimi uyku

Asılık çınar ağacının gölgeleriyle

 

Sonsuza dek sürüp gitsin bu kısacık süre

Düşler sevgilime kavuşturunca beni

Sarılacağım ona hasretle

Mutlu ve huzurlu bir şekilde

Sonra ne kötülük yaparsanız yapın

Umurumda değil

                 Onur Sezgin  11.08.2010

 

 

1.perde 2.kısım “O kız”

 

Nereye gitsem, o kız çıkıyor önüme

Hep o içimdeki derin aynadan bakıyor yüzüme

İçtiğim suda bile gölgesini görüyorum

 

Baharın süslediği ovalara çıkıp

Leylak dallarından çelenkler yapmış

Sabırla bekliyor beni, bir balıkçı gibi

Sonra atıyor ağlarını üstüme

                          Onur Sezgin 16.08.2010

 

 

1.perde 3.kısım “Uçup Gidersem Eğer”

 

Sis olur

Uzanır bir örtü gibi üzerimize

Sonra yavaş yavaş kaybolur

Ya anılar?

 

Hançeri kendine doğru çevirmişsin

Bu ne demek oluyor böyle?

 

Bir gün uçup gidersem eğer

Sen yaya kalacaksın

Akşam gölgeleriyle

 

Bense, çakıl taşları üzerinde

Yürümek zorunda olsam bile

Yine de seninle yürümek isterim

 

Sana bir avuç inci gönderiyorum

Işıl ışıl tak onları,

Portakal çiçekleriyle tak

                    Onur Sezgin 18.08.2010

 

Gökteki bulutlar olduğu gibi

                    donup kalsa

O güzel kızlar karşımda durur

                   bir süre daha

 

Güneş nereye kayboldu?

 

Ya bu çiseleyen yağmur?

 

Bahar eski bahar değil mi?

 

Bir ben mi kaldım değişmeyen?

                               Onur Sezgin 28.08.2010     

 

Partilerin derin karanlığında

Halk öyle çok uyutuldu ki,

 

Artık hiç bilemiyor

Düş nedir, gerçek nedir?

 

Gece yarısında bir ana

Acı acı inliyor

 

Belli ki unutsa huzura kavuşacağı

Bir şeyler hatırlamış

                      Onur Sezgin 30.08.2010

  

Sonbaharda yükselen sisleri

Geride bırakarak uçuyor göçmen kuşlar

 

Bulutlara karşı kanat çırpıp

Rüzgara meydan okuyarak

 

Onlarla dost olabilmek için

Hep tomurcuklar açtı bahçemde

 

Şimdi her yer çiçekle doldu

Ama bendeki özlem hala tomurcuk

 

Bin okla vurdu beni zaman

Çakılıp kaldım olduğum yere

 

Güya hiçbir yaydan çıkmamış bu oklar

Gerçek söyledikleri gibiyse

Delik deşik oluşum niye

                      Onur Sezgin  10.09.2010