![]() |
![]() |
![]() |
![]() |
![]() |
![]() |
![]() |

|
|
ARABESK ÜZERİNE BİR DENEME
ARABESK Arabesk; Arap kültürünün bir yansıması olarak, ülkemizin koşullarına uygun bir şekilde 1970lerden sonra gelişen bir yaşam biçiminin adıdır. Sanatın farklı alanlarında bu kültürün etkisini görmek olasıdır. Arabesk yalnızca sanatta değil, yaşamın hemen her alanında görülebilir. Çünkü Arabesk evrene, topluma, insana, inanca bakışıyla kendine özgü bir duruşu vardır. Gelişmemiş sanayi toplumlarında, yerel feodal kültürün etkisindeyken, kentlere göç eden insan toplulukları farklı ve kendisi olmayan bir kültürle karşılaşmışlardır. Kendi kültürüne yabancı olan bu kültüre uyum sağlamak çok kolay olmamıştır. Kentlerin varoşlarında kendini var eden değerlerle, karşılaştığı yeni değerler arasında bocalayan, kendisini bulmaya çalışan kişi veya kişiler, kişiliklerinde büyük bir yabancılaşma yaşamışlardır. İşte Arabesk kültür bu yabancılaşmanın bir ürünü olarak doğmuştur. Arabesk kültür, insanın kendi özüyle yabancılaşması ve benliğinde belirsizlik ve kaos yaşamasının ürünüdür. Bu toplumlar içinde geçerlidir. Arabesk kaderci, boyun eğici, karamsar ve yaşama karşı duyarsız vb. bir anlayışı topluma aşılar. Arabesk, yaşamın zor koşularıyla mücadele etme yerine, kabuğuna çekilip, başına gelenleri alın yazısı olarak değerlendiren edilgen bir anlayıştır. Arabesk, aşkı karşısında bile pasiftir. Öyle ki her şeyi emeksizce elde etmeye çalışan tembel ve enerjisiz bir duruşu vardır. Karşılık alamadığı aşkı karşısında bile hemen kabuğuna çekilen, bu durumu tek başına kendi başına gelen bir olgu olduğunu sanarak yaşamdan elini, eteğini çekecek kadar kendi kimliğinden, kendi iç dinamiğinden habersiz bir duruş sergiler. Arabesk insanda güven duygusunu yok eder. İnsanda ki mücadele duygusunu köreltir. Kul anlayışını, haksızlığa karşı boyun eğmeği, etkisizleşmeyi, yaşamdan kopmayı bir yaşam biçimi olarak dayatır. Arabeski bu yapısını bilen egemen güçler, insanları kolayca sömürmenin yöntemini de geliştirmişlerdir. Bir topluma kaderci anlayışı yüklerseniz, o toplumu daha kolay sindirir ve daha kolay sömürürsünüz. Çünkü o toplum kendi gerçekliğini bilemez. Özgüvenini yitirir. Başkasına daha kolay yem olur. Bir insan başına gelen her türlü olayı alın yazısına, kadere bağlarsa o olayların nedensellik yasalarından bihaber yaşarsa, o insanı her yöne çekmek, edilgen ve kul anlayışını topluma enjekte etmek kolaylaşır. İşte Arabesk bu işlevini yerine getirmiştir. Bir düşünün bir dönem, acılı, acısız Arabesk kavramları bu ülkenin en üst kurumlarında bile tartışılmıştır. Arabeskin acısızı olur mu? Zaten Arabesk acı, keder, bezginlik, ıstırap, sıkıntı, üzüntü, mutsuzluk, dert, düş kırıklığı Üzerine kurulmuştur. Yaşamın zorlukları içinde bocalayan, çözüm için mücadele etmeyen, kendi gizil gücünün farkında olamayan ve bu yüzden karşılaştığı olumsuzluklar karşısında duyduğu üzüntüyü, acıyı, kederi, dokunaklı bir şekilde dışa vuran anlayışın adıdır Arabesk. Arabesk anlayış, kendinci bir anlayıştır. Toplumsal anlayıştan uzak bir duruşu simgeler. Kurtuluşu bireyin çile çekmesinde bulur. Olaylara karşı savaşım vermekten uzak durur. Toplumsal birlikteliği, toplumsal kurtuluşu düşünmeden alı koyar. Egemen sınıflar, yoksulaşan, işsiz kalan, aç, sağlıksız, eğitimsiz, evsiz, barksız yaşayan, işinden gücünden olan insanları bu durumlara düşmelerini sorgulamamaları ve bilinç bulanıklığı yaşamaları için bu kaderci ve edilgen anlayışı adeta teşvik etmiştir. İnsanlar var olan sistemi sorgulamasınlar diye Arabesk kültürü toplumlara dayatmışlardır. Köyden kente gelen insanlar yolunmuş tavuk gibi kendi başlarına sahipsiz bırakıldılar. Alt yapısı olmayan, şehir merkezine uzak, büyük köyleri andıran, işsiz, güçsüz insan yığınlarını sahipsiz bırakan sistem, o insanlara başınıza ne geliyorsa kaderinizden geliyor. Bu sizin alın yazınızdır görüşünü egemen kılarak, onların bulundukları kötü durumu kabullenmelerini sağlamaya çalışmıştır. İşte Arabesk kültür bu anlayışın ürünüdür. Arabesk kültürü yalnızca bir müzik gurubu olarak değerlendirip, bu anlayışın felsefesini görmezsek, bugün geldiğimiz bu olumsuz sonuçların nedenini tam olarak anlayamayız. Yıllardır, kafasına vur, ekmeği elinden al anlayışı bu toplumda nasıl uygulanabiliyor. Bunun yanıtı nedir? Bu yanıtı vermek zorundayız. Süleyman Zaman
|
|
|