Grup Yorum
12 Eylül darbesi, geçici olarak burjuvazinin krizine derman olurken, devrimciler
basta olmak üzere halka karsi büyük bir terör hareketi de baslatti. Cunta, kendi
sablonlarina uymayan kisi ve kurumlari, fiziksel olarak ya yok ediyor ya da
rehabilitasyon için hapishanelere dolduruyordu.
Ayni günlerde, halki savunmak için en önde mücadele etmesi gereken sol
hareketlerin büyük bir bölümü; yenilginin ve teslimiyetin teorilerini yapiyor,
bir kismi da yurtdisina çikmayi tercih ediyordu.
Ülke suskundu. Yüregiyle, kopmaz bir bagla devrime baglananlar ise daglarda,
hapishanelerde ölüyor, cuntaya teslim olmuyordu. Çikan tek ses, dört duvar
ardinda ölüme direnenlerin sesiydi.
Darbenin etkisi sadece fiziksel olarak yasanmiyordu. Cunta, halkin degerlerine
ve yas* biçimine de el atmisti. Yepyeni bir kusak, yepyeni bir kültürle ve
ahlakla yetisiyordu: Düsünmeyen, üretmeyen, korkan, sinen bir kusak... Kültürel
ve sanatsal faaliyetlerde yapilacak olan müdahaleler, cuntanin hazirladigi yeni
sekillenme dönemi için önemli bir silahti. Cunta, bu alani da tepeden tirnaga
restore etmek için kollari sivamisti. Önce okullardan basladilar, ardindan
sanatçi ve aydinlara sira geldi. Kimini tutukluyor, kimine gözdagi veriyor,
korkutuyordu. Bu dönemde aydinlar ve sanatçilar tarafsizlasip yanibasinda olup
bitene seyirci kalmaya basladi. Kisa süre içerisinde de dönen çarkin bir parçasi
oldular. Söylenene bakilirsa pekçogu hala "demokrat"ti.
Kisacasi, halk, kendi kültürüne sanatina yabancilastiriliyor, emperyalizmin yoz
degerleriyle, sanatiyla, medyanin da yardimiyla vurdumduymaz, umursamaz bir
kitleye dönüsüyordu.
Hep böyle süremezdi. Birileri bu gidise "dur" diyecekti. Belki, belki küçük bir
ses olacakti ama büyüyecegi kesindi. Hapishanelerden yükselen direnis çagrisini
önce analar aldi. Çagri yayildi. Artik yol açilmisti.
Grup Yorum, iste böyle bir dönem yasanirken kuruldu. "Eylül karanliginda isik,
suskunluga ses olmak istedik. Kendimizi ifade biçimiydi müzik. Kardesligin,
esitligin, paylasmanin düsüyle düstük bir uzun yürüyüse. Sevgi bizimle, umut
bizimleydi. Sömürüsüz ve özgür günlerin özlemi bizimle..." Çikisimiz bir bakima
12 Eylül'e bir tepki niteligindeydi ama orada kalamazdik, kalmadik da. Zaten
duragan hiçbirseyin yasama hakki yoktur. Gelisim kaçinilmazdir. Gelisim sancilar
yaratsa da gelismeyen yok olur, ölür.
Gelismeli köklesmeliydik. Her alanda, her yerde. Düzenin karsisina halkin
demokratik kültürünü ve sosyalist tarihsel birikimini, kuramlarini dayanak
alarak yeni bir müzik, yeni bir tarz yaratmayi amaçladik. Üretimlerimizin, halki
içinde bulundugu dönemin karamsarligindan kurtarip, onlara mücadele bilinci
tasimasini istedik. Statükolari ve kaliplari yikmayi amaçladik. Ticari
kaygilardan uzak olmaliydik. Özellikle o dönemde yasanan arabesk furyasi, zaten
çesitli sikintilarla savrulan insanlarimiza kaderine mahkum olmayi ögütlüyordu.
Biz, oturdugu yerden kaldiran, silken, cosku veren, motive eden sarkilarin
üreticisi olmayi hedefledik. Geçen bunca zaman içerisinde bunu basardik
diyebiliriz.
Ekmekten aska ve kavgaya kadar halkimizin bütün sorunlarini müzigimize katmaya
çalistik. Düzen, bireyciligi dayattikça biz kolektivizmi ve paylasmanin erdemini
savunduk. Bugüne kadar yüceltilen burjuva sanatçi kisiligine darbeler vurduk.
Ise dogal olarak kendimizden basladik. Isimleri, kisileri degil Grup Yorum'u öne
çikardik. Kendi alanimizin kosullarini yorumlayarak populizm, elitizm türünden
her türlü sapmaya tavir aldik.
Egemenlerin bizden çaldigi tarihsel mirasimizin pesine düstük. Onlarin isiginda
yeniyi yaratmaya yöneldik. Hep bizim olan ama hep gelisen türkülerin sevdasini
güttük ama kuskusuz bunu tek basina bir "müzik grubu" olarak yapsaydik bugüne
kadar yasadigimiz baskilarin zerresini yasamazdik. Yada ilk zorlukta parçalara
ayrilirdik. Biz bu görevi devrimci mücadelenin bir alan faaliyeti olarak
kavradik. Müzigimizi sinifsal olarak ele alip, onu, ezilen siniflarin
mücadelesine sunduk.
Iste Grup Yorum'un düzen açisindan tehlikesi bundandir. Sözümüzle, tek tek her
notamizla ezilenleri devrime çagirdik. Yani uyuyan devi uyandirma asamasinda
tartisilmaz bir pay sahibi olduk. "Tehlikeli" olusumuz bundandir.
Düsüncelerimizin, söylediklerimizin ardinda durduk.
Kültür ve sanat sinifsal bakis açisi ile degerlendirilmelidir. Bütün
kültürel-sanatsal degerler bir sinifin damgasini tasir, ait oldugu sinifin
yararinadir. Tipki ekonomi gibi, devlet, hukuk gibi rehberi siyaset olan sanat
da sinifsal bir sekillenme içinde yerini alir, belli bir sinifin duygu ve
düsüncelerini yansitir. Yani ezen sinifa yada ezilen sinifa hizmet eder. Biz zor
olani seçtik. Ezilenlerden yana olduk.
Elbette sosyalist ögretiye benimsemek, halkin çikarlarini savunmak, sanati
devrimci bir araç olarak kullanabilmek için yeterli sayilmaz. Muhakkak ki
sosyalist ögretiyi benimsemek ve halkin çikarlarini savunmak, sanati devrimci
bir araç olarak kullanabilmek için yeterli sayilamaz. Emekçi yiginlarin
arasindan çikarak toplumsal gelisme dinamikleri içinde yeralabilenler devrim
için sanat yapabilirler.
Kuruldugumuzdan bu yana tavizsiz, ilkeli bir sekilde sanatsal faaliyetlerimize
devam ediyoruz. Yeniyi yaratma çabasi içerisindeyken de hem sanatsal, hem
eylemsel bir çok ilke imza attik. Ilk olmanin, karsi koymanin bedelleri vardir.
Bunu biliyorduk ve ilk olmanin bedellerini ödedik, ödemeye devam ediyoruz.
Yasadigimiz her günün bedeli fazlasiyla ödenmistir.
Ilk tutuklulugumuz 1988 yilinda, bir konserde söyledigimiz Kürtçe türküden
dolayi yasadik. Bu türkü, 12 Eylül sonrasinda söylenen ilk Kürtçe türküydü.
Bugün bizi elestirenler önce bunu ögrenmelidir. O kapiyi da biz açtik.
Sonra Mersin... Bütün Yorumcular tutsak düstü ama disarida Grup Yorum
konserlerine devam etti. Kaç kere gözaltina alindik, kaç kez tutsak düstük, kaç
kez iskence gördük artik biz de sayisini bilmiyoruz. Nasil böyle direndigimiz
merak ediliyor? Ektigimiz fideler tuttugu için. "Türküler Susmaz Halaylar Sürer"
sloganinin anlami da budur.
Hak arama mücadelesinin içinde yer aldigimizi hep söyledik. Bunun için isçilerin
memurlarin, ögrencilerin ve gecekondu halkinin hep yaninda olduk. Onlarla
birlikte direndik. Kendi hakkimiz için de direndik. Çalismalarimizi basindan bu
yana sürdürdügümüz Ortaköy Kültür Merkezi'nin kapatilmasi, çalismalarimizin
engellenmesi ve konserlerimizin yasaklanmasini protesto etmekk için 1995 yilinda
CHP Istanbul Il Merkezi'ni isgal ettik. Yalniz ülkemizde degil, dünyada bir
ilktir bu eylem. Grup Yorum, sadece sarkilariyla degil, herseyiyle hesap soracak
bir yürege sahiptir.
Kar Makinasi yol açiyor...
Zaman içerisinde açtigimiz yolda yeni gruplar olustu. Su anda bu gruplarin bir
kismi fiilen çalismalarini sürdürmüyor olsa da bizimdir, kolektivizmimizin
içerisindedir. Ankara'ra da Grup Ekin, Istanbul'da Özgürlük Türküsü,
Diyarbakir'da Koma Berfin, Izmir'de Günisigi, Adana'da Nisan Günesi, Samsun'da
Karadeniz bunlardan birkaçidir. Yenileri de çikacaktir.
Grup Yorum yol açmaya devam ediyor. Üreterek, albüm yaparak, ülkemizde ve
dünyanin pek çok yerinde konserler vererek, haklar ve özgürlükler mücadelesinin
içerisinde kimi zaman sarki söyleyerek, kimi zaman pankart tasiyarak yolumuza
devam ediyoruz. Bunlarin yanisira devrimci sanatçi tavrimizla örnek olmaya yol
göstermeye devam ediyoruz. Demokratik kitle örgütlerinin, derneklerin
etkinliklerine katki saglamak, dayanisma gecelerine katilmak, devrimci sanatçi
duyarliligimizla olmamiz gereken yeri bilerek devam ediyoruz.
Bütün bu saydiklarimiz bizi, susturulmasi emredilen, tehlikeli görülen
müzisyenlerin yeraldigi MGK listelerinde birinci siraya koydu. Onur duyuyoruz.
Baskinin oldugu yerde en mesru olani, direnmeyi seçtik ve baski sahipleri
tarafindan hedef gösteriliyoruz. Bundan daha zorlu ve onurlu birsey olabilir mi?
Yillarca çalismalarimizi engellemek, bizi susturmak için herseyi denediler.
Tutsak düstük, iskence gördük, yasaklandik, sinirdisi edildik. Hiçbiri ama
hiçbiri tutmuyor, tutmayacak. Hiçbir karar bizi yolumuzdan döndüremez.
Shakespeare, "bir ulusun türkülerini yapanlar, yasalarini yapanlardan daha
güçlüdür" diyordu. Yasalari yapanlar, Grup Yorum adini duyduklarinda "izin
vermeyin, gözaltina alin, iskence yapin, tutuklayin" diyor. Bize güvenenleri,
bizlerle yola çikanlarin güvenini bosa çikartmayacagiz. Bize inananlari
utandirmayacagiz. Kazanana dek inandiklarimizdan zerrece taviz vermeden yolumuza
devam edecegiz.
GRUP YORUM
2004.05.25
|