§ Yeni_Göc_Yasasi
§ Yabancilar_Kanunu
Türk Başbakan Erdoğan'ın Almanya'ya yaptığı ziyareti iptal etti.
17.
Bochum ile Cumartesi günü Almanya'nın berabere Alevi toplumunun üyeleri. Aleviler sadece Bochum futbol stadyumu bir mitingde yer aldı ve daha sonra madencilik müzeye taşındı. Protestocuların pankartlar Üzerine "insan hakları ihalesi Burada" veya, gibi şeyler söyleyerek edildi ", sen kaybedenler Erdoğan." Hep birlikte, polisin göstericilere 22,000 biraz daha geç öğleden sonra dışarı çıktı. Erdoğan 30.000 'a kadar yapılması Önce katılımcılar bekleniyor. Otobüsler Almanya'da hem de komşu Avrupa ülkelerinden geldi. Erdoğan kendi inanç zulme karşı Aleviler suçladı. Erdoğan için fiyatı protestocular gördüm "Türkiye'deki tüm azınlıkların yüzüne tokat." "Steiger Ödülü" İsveç akşam Kraliçe Silvia, eski Cumhurbaşkanı Horst Köhler, tasarımcısı Wolfgang Joop, gazeteci Peter Kloeppel, müzisyen Steven Sloane ve Tim Bendzko ve aktör Hannes Jaenicke ve Christine Neubauer olmalıdır ile verilecektir. Ödül madencilik sektöründe, tırmanıcı geleneksel danışmanı almıştır.
http://www.faz.net/aktuell/deutschland-besuch-abgesagt-tausende-demonstrieren-gegen-erdogan-11687710.html
Çeviri Google
Aşmak; bitmek, atlamak, geride bırakmak, geçmek, ileride olmak ve sonrasıyla buluşmak vs. gibi anlamlarına gelmektedir.
Zaman Aşımı; olmuş ve yaşanmış olayların ve süreçlerin ötesine geçmek, süreçten uzaklaşmak ve olgu ve olayları geride bırakmak anlamlarını içermektedir.
Şu bir gerçek ki, her olay ve olguda görecelilik vardır. Görecelilik, her olayı ve olguyu, zaman ötesine taşıdığı gibi, zaman gerisine de taşır. Göreceli bakış, olaylara ve olgulara bağıntılılık içinde bakmaktır. Bu tür bakış her kişide, her bilinçte farklı görüşler ve düşünceler, birbirine uymayan algılar ve sonuçlar doğurur. Böyle olunca bir insan, her hangi bir olaya hangi bağıntılar içinde bakarsa, ona kendi algısına ve düşünsel boyutuna göre anlamlar yükler. Zaman Aşımı denilen bu kavram, olgular içinde anlam kazanmakta veya değer bulmaktadır.
Zamanı aşırmak, mekânın dışına çıkarmaktır. Bu olanaksızdır. Var olan hiçbir olay ve olgu, yaşanılan mekânın dışına çıkarılamaz. Bu anlmada doğada varlaşan bir olayı ve olguyu, doğanın dışına atmak olası değildir. Bu tavır ancak soyut ve karşılığı olmayan bir bakış olabilir. Dünyada yaşanılan her olay ve olgu, zaman içindedir ve mekânsaldır. Sorun onu düşüncede açığa çıkarmak ve bellekte bedenleştirmek ve anlamlandırmaktır.
Kerbelada onlarca insanı katledenlerin acısını duyumsamak, hangi zaman ötesi önleyebilir?!!
Nesiminin derisinin yüzüldüğü gerçeğini, hangi zaman aşımı örtebilir?!!!
Jan Darkın Engizisyon Mahkemesince yakıldığı gerçeğini, hangi zaman ötesi yok sayabilir?!!!
Pir Sultan Abdalı hangi bilinç unutturabilir?!!!
Hallac-ı Mansurun bedenin paramparça edildiği gerçeğini hangi zaman aşımı unutturabilir?!!!
Sokratesi unutmak olası mıdır?!!!!
İnsanlığa acı veren, insan vicdanını yaralayan ve rahatsız eden, kötülükleri, baskıları, zulümleri, acıları ve kederleri, düşünen ve sorgulayan bilinçler unutabilir mi?!!!
Zaman Aşımı, ancak unutan, umursamayan, boş veren, aldırmayan, vs. insanlar için söz konusudur. Oysa tarihin belleğinde zaman aşımı olmaz. Olsa olsa zaman ayrışımı olabilir. Süreç ve mekân farklılığı olabilir.
Milyonlarca insanın katledildiği 2. Dünya Savaşını ve faşizminin yaptıklarını, zaman aşımı yok edebilir mi?
Sivasta, Maraşta, Çorumda vs. gerçekleştirilen katliamları, hangi zaman aşımı unutturabilir?
Madımak Otelinde, 33 aydını, 2 otel çalışanını acımadan yakanları, unutmak olası mıdır? İnsanlığın vicdanı, ortak aklı buna izin verir mi?!!!
VERMEZ .
İnsanlık, yapılan katliamları unutmayacaktır. Bu anlmada, insanlık adına yapılan hiçbir katliam unutulamaz ve unutturulamaz.
AKP, son davranışıyla, Sivasta insanları yakanları aklamaya ve affetmeye çalışmıştır. CHPnin, Sivas Yangınını çıkaranların yargılanmasını sağlamak için, zaman aşımının kaldırılmasını isteyen teklifi Meclise vermiş ama, bu teklif AKP tarafından kabul edilmemiştir. İşte AKPnin gerçek yüzü budur. Bilinçaltı ne kadar da belirgin olarak ortaya çıkmaktadır. İnsan düşmanlarını koruyan, insanları yakanlara taraf olan bir anlayış asla ve asla demokrat ve özgürlük yanlısı olamaz. Bu artık anlaşılsın
İleri demokrasi diyerek, insan yakanların yargılanmasını önlemeye çalışmak ve bu konuda verilmiş olan bir önergeyi ret etmek, hangi kültürel mirasın sonucudur acaba?!!!
İnsan yakmak, büyük bir insanlık suçudur. Bu suçu işleyenlerin avukatlığını yapanlar, süreç içinde ödüllendirilmişleridir. Milletvekili, belediye başkanları, bürokrat vs. yapılmışlardır. Bu insanlara, bu olanakları sağlayanlar da insanların vicdanlarında suçludurlar.
Hiçbir olgu ve karar, insanlık suçu işleyen insanları, vicdanlarda ve tarihin belleğinde mahkum etmeye engel olamaz.
Bu insanlık suçunun yasal anlamda da affa uğramaması ve zaman aşımı yoluyla bu davanın düşmemesi için, tüm duyarlı insanların 13 Martta Ankarada olmasını bekliyoruz ..
İnsanlık suçu karşısında duyarsız kalmak, insani değerlerin yok edilmesine göz yummak olur.
Bundan dolayı, özünde insan sevgisi taşıyan herkesin, bu yasal sürecin devamını sağlamak için demokratik haklarını kullanmalarını ve bu sürece katılmaları gerekmektedir .
Zaman aşımı, insanlık suçları için geçerli olamaz .
Çünkü insanların yaşam hakkı zaman ötesini kapsar ..
32 yıl önce Aralık ayında Maraşta büyük bir katliam yaşandı. Yüzlerce kişi öldürüldü, bin 500 kişi yaralandı. Katliam toplumsal mücadeleyi ezmek için tezgahlanan Amerikan patentli 12 Eylül darbesine zemin hazırlamak için gerçekleştirilen operasyonların bir parçasıydı. Zaten Bülent Ecevitin ölümünden sonra açılan özel arşivinde bulunan belge ve bilgiler de katliamın MİT-CİA tarafından eşgüdüm içinde planlandığını açık hale getirmiştir. Uzun yıllar boyunca saklanan İçişleri Bakanlığı raporunda sinemada gerçekleşen provokasyon ve sonrasında gelişen katliama ilişkin ayrıntılı bilgiler yer alıyor. Raporda katliamın uygulayıcısı olan faşistlerin tek tek isimleri belirtiliyor. Hüseyin Yıldız, Ünal Ağaoğlu, Haluk Kırcı, Mustafa Özmen, Mustafa Düger, Remzi Çayır, Mustafa Demir, Bünyamin Adanalı, Ahmet Ercüment Gedikli, Mustafa Korkmaz ve İsmail Ufuk adlı katiller katliamdan önce Maraşa gelmişlerdi. Aynı dönemde MİT-CİA elamanları da Maraşı mesken tutmuştu. Milli piyangocu kılığında Maraşta dolaşan devlet görevlileri Alevilerin yoğun olarak yaşadıkları semtlerde nüfus sayımı yapıyoruz diyerek evlerde kaç kişi yaşadığını saptadılar. Ayrıca Alevilerin yaşadığı evleri kırmızı boya ile işaretlediler. Katliam, faşistlerin Alevilerin uğrak yeri olan Akın Kıraathanesini bombalamasıyla başladı. Faşistler bombalama olayından sonra iki devrimci öğretmeni de katlettiler. Hemen ardından ise öğretmenlerin cenaze törenine katılmaya hazırlanan kitleye yönelik saldırı hazırlıklarına başladılar. Maraş müftüsü cenazelere yapılacak saldırı konusunda kışkırtıcı rolünü oynadı. Devletin resmi aracına binip bütün Maraşı dolaşıp Aleviler Cuma namazında camileri bombalayacaklar. Müslüman kardeşlerimizi katliamdan korumak için toplanalım. Bir Alevi öldüren cennete gider sözleriyle katliamcıları teşvik etti. Maraş Devlet Hastanesi Başhekemi de katledilen devrimci öğretmenlerin çıkış işlemlerini geciktirip, Cuma namazının çıkışı olan saate denk getirerek katliamcıların ekmeğine yağ sürdü. Bağlarbaşı imamı Mustafa Yıldız Oruç ve namazla hacı olunmaz. Bir Alevi öldüren beş sefer hacca gitmiş gibi sevap kazanır diyerek gerici güruhları kışkırttı. Artık katliam için her şey hazırdı. Faşistler Cuma namazından çıkan kitleyi kışkırtıp, galeyana getirerek cenaze töreninin yapıldığı yere saldırdılar. İşyerlerini tahrip ettiler. DİSK, TÖB-DER, POL-DER binalarını yakıp yıktılar. Önceden kırmızı boya ile işaretlenen Alevilerin evlerini bastılar. Evlerde katliamlar gerçekleştirdiler. Kadınlara tecavüz ettiler. Hamile kadınların karınlarını deştiler. Çocukların gözlerini şişlerle oydular. İnsanları baltalarla doğradılar. Ardından da evleri ateşe verdiler. Faşist katiller ellerinde ağır makineli silahlarla evleri tararken bile devrimciler ve Alevi emekçiler faşist saldırılar karşısında pusmadılar. Direniş yolunu seçtiler. Taşlarla, sopalarla, eski av tüfekleriyle faşist saldırılara karşı yiğitçe direndiler. Katillerin ellerindeki ağır silahlara aldırmadan hayatlarını feda etmeyi göze alarak son nefeslerine kadar çarpıştılar. Büyük direniş karşısında şaşkına dönen kontrgerilla elemanları, sivil faşistler mahalleleri terk etmek zorunda kaldılar. İlan edilen sıkıyönetime, devlet terörüne rağmen Aleviler ve devrimciler barikatları terk etmediler. Barikatların başında günlerce nöbet tuttular. Devletin saldırılarını da büyük bir direngenlikle karşılayıp püskürttüler. Katliam sırasında Maraşta bulunan İçişleri Bakanı katilleri değil, katliama maruz kalan Alevileri ve devrimcileri suçladı. İçişleri Bakanı, katliamın solcuların tahriki nedeniyle yaşandığını söyleyebilecek kadar alçalabildi. Katliamı gerçekleştiren sivil faşistlerin başındaki kişi olan Alpaslan Türkeşi ziyaret edip katliamcıların önünü açmak için neler yapılabileceğini konuşup tartışan da aynı bakandı. Faşist sermaye devleti bütün gücüyle katliamcıların yanında yer aldı. Kolluk güçleri kendilerine sığınan insanları katillere teslim ettiler. Devlet hastanesinde yaralı olarak yatan insanların öldürülmesine göz yumdular. Faşist katiller işini bitirdikten sonra nihayet kolluk güçleri Maraş sokaklarında göründüler. Amaçları katliama uğrayan Alevi emekçilerini ve devrimcileri sindirmekti. Alevi emekçilerinin yaşadığı mahalleler tanklarla kuşatıldı. Namluları Alevilere dönük olan makineli tüfekler kentin dört bir yanında kuruldu. Faşist katillerin katletmeyi başaramadığı Alevilerin ve devrimcilerin yaşadığı evler basıldı, didik didik arandı. Bu baskınların ardından Aleviler ve devrimciler, işkencelerden geçirildiler. Günlerce süren işkenceleri yıllarca süren cezaevi günleri izledi. Maraş katliamını fırsata çevirmek isteyen Bülent Ecevitin başbakan olduğu CHP hükümeti Maraşta sıkıyönetim ilan etti. Kontrgerilla hukuku da katliamcıların yanında yer aldı. Ortada MHP, MİSK, ÜGD vb. faşist örgütlerin katliamda oynadığı role ilişkin yüzlerce belge vardı. Mahkeme tüm bu bilgi ve belgeleri kayıtlara geçirmesine rağmen dava zaman aşımına uğratıldı. Maraş dosyası kapatıldı. Faşist katiller bu sayede serbest kaldılar. Ökkeş Kenger örneğinde olduğu gibi milletvekili bile seçilebildiler. Maraş katliamının failleri daha ortaya çıkan belgelerle daha açık hale geldi. Örneğin ABD Başkonsolosluğunun ikinci kâtibi katliamdan kısa bir süre önce Maraş bölgesine ve Alevilerin yoğun olarak yaşadığı Çorum, Amasya, Sivas vb. illere ziyaretler gerçekleştirmişti. Ziyaretler sırasında Alevi-Sünni çatışmasını körüklemeye yönelik konuşmalar yaptığı, katliamdan sonra yakalanan faşist katillerin verdikleri ifadelerde yer aldı. CİA katliam sırasında hazırladığı ve sonradan deşifre olan raporda yer alan, Plan kararlaştırıldığı gibi uygulanıyor ifadesiyle katliamın tam göbeğinde yer aldığını ortaya koydu. Maraş; ordusuyla, polisiyle, hükümetiyle, medyasıyla sermaye devletinin ABD destekli bir katliamı olarak tarihteki yerini aldı. Maraş katliamı, bizzat kontrgerilla devleti tarafından, Alevileri, devrimcileri hedefleyen bir katliam olarak planlandı. Bu katliamla kontrgerilla devleti devrimci mücadeleyi yok etmek, devrimci mücadeleye destek veren Alevi emekçilere gözdağı vermek istedir. Maraş katliamı devletin katliam geleneğinde sadece bir halkadır. Maraş ve benzeri katliamların hesabını sormak ve yenilerine engel olmak; bu çürümüş devlete ve onun gerisindeki emperyalizme karşı kararlı bir mücadele vermekten geçiyor.
[.........]
ENTERNET / MEHMET SUCU
Bu
İ
Sokağa adım attığınızda adına mobese denilen sistemler peşinize düşüyor anbean sizi görüntülüyor. Her türlü elektronik görüşmeleriniz Echelon (Büyük Birader) denetiminden geçiyor. İşe gittiğinizde 4 gün süren telefon şarjınız aynı gün bitiyor.
Evinizde otururken de gözlerin üzerinizde olup olmadığını bilemiyorsunuz. Tıpkı George Orwellın Bin Dokuz Yüz Seksen Dört adlı kitabında olduğu gibi, her şey sizi kuşkuya sevk ediyor. Gazetenin karşisında biri sağda biri solda iki tane mobese var. Ancak bugüne kadar gazeteye yapılan saldırılarla ilgili ne zaman görüntü talep etsek aynı yanıtı aldık. Görüntü yok. Bu da enteresan bir durum.
Tüm bunlar izlendiğinizi kanıtlayan basit göstergeler. Ancak bir mahkeme belgesinde gazetenizin santralının yani tüm telefon görüşmelerinin dinlendiği açıklanınca bilmenize karşin kendinizi nasıl hissedersiniz?
Ben söyleyeyim; saydam duvarları olan bir binada çirilçiplak kalmış gibi hissediyorsunuz. Çünkü koruması, kollaması kişisel haklarınızı garanti altına alması gereken devlet, sizi izliyor. Niye izliyor? Çünkü siz potansiyel suçlusunuz onların gözünde. Onlara karşi olmak yeterince büyük suç. Onlar mı kim. İktidar ve onun temsil ettiği egemenler. Bir süre önceki Enternette yakın zamanda Türkiyenin yarısı diğer yarısını dinliyor izliyor olacak demiştik. Galiba bu süreç başladı başlıyor.
Artık hiç yalnız kalamayacağız.
Artık hiç özel alanımız olmayacak.
Artık hiç özel sohbetlerimiz olmayacak.
Artık hiçbirimiz kendimizi güvencede hissedemeyeceğiz.
Peki neden egemenler ve onların hizmetçileri bizi izliyor.
Vahşi kapitalizm ile emperyalizmin yeni adı küreselleşme, değerlerimizi hızla aşindırıyor. İzlemeler ve halkına karşi güvensizliğin en büyük nedeni bu.
Çünkü bir yandan acayip büyük bir iletişim bombardımanı altında yaşiyoruz. Zaten zayıf olan insan beyni hemen unutuyor. (Hafızayı beşer nisyan ile maluldür.) Hatta çesitli iletişim uygulamalarıyla unutması sağlanıyor.
Küreselleşme ve Büyük Birader bizden uslu çocuklar olmamızı istiyor. Diyorlar ki gözümüz üzerinizde, ne yediğinizden, ne giydiğinizden, ne konuştuğunuzdan haberim var. Kredi kartınızdan telefonlarınıza kadar her şeyi izliyor ve görüyorum. Bu yüzyılın tanrısı benim. Sizler de benim sadık kullarımsınız. Ben ne dersem o olur.
Kısaca bize tüm emekçilere verilen mesaj budur.
Kendi ülkesinde kendisinden baska düsünceye ve inanca sahip olanlara karsi tahamülü ve hosgörüsü olmayan bir zihniyetin.Demokratik bir ülkede kendi inanci ve düsüncesi icin taninan bu kazanimlarini kabul etmiyoruz.Bu karari veren Coburg belediyesini kiniyoruz.
alamanyabeyleri.com
Genehmigung für Minarett überreicht
Am Freitagnachmittag meldete sich in der Diskussion um das Für und Wider eines Minaretts in Coburg der betroffene türkisch-islamische Verein zu Wort. An der Pressekonferenz nahmen neben dem Baureferenten Ulmann auch Oberbürgermeister Norbert Kastner und Bürgermeister Norbert Tessmer teil.
Der Vorsitzende des Regionalverbandes Bayern der Türkisch-Islamischen Union der Anstalt der Religion e.V. (DITIB), Mustafa Yaman, zeigte sich bestürzt über die Diskussion mit den teilweise populistischen Argumenten der letzten Tage in Coburg. Yaman wies auf die "gute Integrationsarbeit vor Ort" in Deutschland hin. "Wir strecken unsere Hand für gute Zusammenarbeit jedem entgegen." Gleichzeitig stellte er richtig, dass die DITIB weder der verlängerte Arm der AKB-Partei noch des türkischen Staates sei. Die Moschee sei ein Integrationsmotor und mit den Bauplänen "wollen wir aus dem Hinterhof-Image heraus und an die Öffentlichkeit treten".
Oberbürgermeister Norbert Kastner wertete die Anwesenheit der kompletten Stadtspitze als Zeichen der Solidarität. Seit Jahren gebe es schon den Wunsch der islamischen Gemeinde nach einem Minarett. Zuerst sei er über die Diskussion "verärgert und entsetzt" gewesen, sie sei jedoch wichtig gewesen, "zumal sie ein positives Ergebnis brachte". Leider werde man am 16. Juli "den braunen Mob demonstrieren lassen müssen", aber das werde das tolerante Coburg überstehen, zeigte er sich überzeugt.
Die Bauarbeiten werden nach den Worten von Bahattin Torun, Vorsitzender der türkisch-islamischen Gemeinde Coburg, im nächsten Jahr beginnen und von Spenden finanziert. Der evangelische Dekan Christoph Liebst kündigte für Sonntag, 24. Juli, ein "Morizer Stadtgespräch", das sich nach dem Gottesdienst mit den Beziehungen der Religionen beschäftigen wird. cw
http://www.np-coburg.de/l
2011 Tarihinden itibaren gelir vergisi beyani yazili olarak verilmeyecek.Kanunen gelecege yönelik alinan kararda,elektronik isleme gecilecek.2011 yilinda tüm ülkede uygulanacvak.Bu tarihden itibaren bilgiler isverenden Vergidairesi tarafindan sorulabilecek.2011 yili icin gecici uygulama yapilacak.Ayni zamanda gelecek yilin (2011) ocak ayinda tüm degisiklikler ve bilgiler gelirvergisi icin ihtiyac duyulandegisiklikler icin sadece vergi dairesi görevli.Beraberinde önemli nokdalari hatirlatalim.
2010 yili icin uygulanan gelirvergisi karti ayni zamanda gecici olarak,2011 yili icinde gecerli olacak.
* Vergi karti icin her yil yeniden basvurulmasi gerekiyor.2011 yili icin gecici olarak,2010 yili gelir karti uygulanacak.
* Lütven dikat edin.Kanunen yükümlüsünüz gelir vergisi ile ilgili degisiklikleri vergi dairesine bildirilmesineböylelikle 2010 gelir verginiz 2011 icin degisdirilebilmesi icin.Bunun icin gelir kartinizi ve bilgilerinizi kontrol edinizki 2010 yili gelir karti 2011 yili icinde gecerli oldugu icin.
* Gelirvergisi sinifiniz.
* Cocuk yardimi icin,cocuk sayisi.
* Kilise üyeligi.
* Yardim veya eklemelerin miktari.
Eger gelir kartiniza bilgi degisimi gerekiyorsa,gelir kartinizi isyerinden alin ve bulundugunuz vergi dairesinde basvurun.Vergi dairesinde arzu edilen bilgiler degisdirilir ve 2010 gelir kartiniza islenir.Tekrardan bu gelir kartinizi isvereninize veriniz.2011 yilinda isveren degisikligi oldugunda.2010 yilinin gelir vergisi kartinizi isverenden alip yeni isvereninize verebilirsiniz.
Seçimden çıkan sonuç: Yine tek yol sokak, yine tek yol devrim Aktüel Gündem 16 Haziran 2011
Sendika.Org Anasayfa
Oy Oranı
Toplam Oy
1.
AK PARTİ - Adalet ve Kalkınma Partisi
49,95
21.466.356
2.
CHP - Cumhuriyet Halk Partisi
25,94
11.147.736
3.
MHP - Milliyetçi Hareket Partisi
12,98
5.575.993
4.
Bağımsızlar - Tüm Bağımsızlar
6,58
2.826.031
5.
SP - Saadet Partisi
1,25
535.599
6.
HAS - Halkın Sesi Partisi
0,76
327.404
7.
BBP - Büyük Birlik Partisi
0,74
315.997
8.
DP - Demokrat Parti
0,65
280.953
9.
HEPAR - Hak ve Eşitlik Partisi
0,28
122.305
10.
DSP - Demokratik Sol Parti
0,25
106.345
11.
DYP - Doğru Yol Partisi
0,15
64.255
12.
TKP - Türkiye Komünist Partisi
0,14
61.236
13.
MP - Millet Partisi
59.830
14.
MMP - Milliyetçi ve Muhafazakar Parti
0,09
37.011
15.
EMEP - Emek Partisi
0,07
31.577
16.
LDP - Liberal Demokrat Parti
0,04
15.462